Çocukları hayatın stresli ve zorlayıcı deneyimleri karşısında başarılı olabilmeleri için nasıl destekleyebiliriz?

Ebeveynleri ve de okul öncesi eğitim kurumları çocuklar için bin bir türlü aktivite planlarlar. Yüzme, bale, piyano çalma, satranç, sanat kursu, en az bir yabancı dil, yazı ve çizgi çalışması, matematik… Çocuklara günde en az dört ve ya beş etkinlik sunulmadan eğitim görevinin yerine getirilmediği düşünülür. Ancak en son ne zaman bir okulun “çocuklarımız bugün sadece oyun oynadılar” dediklerini duyduk.

Çocuğumuzun bir kupa kazandığını veya İngilizce kelimeleri ezbere bildiğini gururla anlatırız. Bu bize görevimizi yerine getirdik duygusu verir. Çocuklarımızın ek dersler almalarını ve yapılandırılmış akademik eğitim etkinliklerine katılmalarını sağlayarak, onlara daha başarılı yetişkinler olma fırsatını verdiğimizi düşünürüz. Ancak çocuklarımız bu şekilde bugün için ve ilerisi için mutluluğu ve başarıyı yakalaya bilecekler mi?

Diğer yandan çocuklarda “korku”, “depresyon” ve “dikkat eksikliği bozukluğu” teşhislerinde gözle görülür bir artış var. Acaba bu artışa neden olan birazda biz eğitmen ve ebeveynler değil miyiz?

Çocukların kendi yaşamlarına yön verebilmeleri için, onlara güven veren bir iç pusula geliştirmeleri gerekir. Eğitimde ki hedef mutlu ve başarılı çocuk yetiştirmekse, sadece iyi bir akademik eğitim mutluluğun ve de başarının anahtarı olmadığı bilinmektedir.

Çocuğun gelişiminde dışsal ve içsel faktörler

Yalnızca dış faktörlerden dolayı bir şey elde etmek için performans gösteren çocuklar (öğretmenlerden veya ebeveynlerden iyi notlar, ödüller veya övgüler) içsel istek geliştiremezler. İçsel isteğin olmadığı yerde kalıcı başarı olmaz – tıpkı dumanın olmadığı yerde ateşin de olamayacağı gibi.

Çocuklar özgür bir ortama ve güvene ihtiyaç duyarlar, böylece kendi başlarına bir şeylerle başa çıkmayı, sorun yaratmayı ve sorun çözmeyi öğrenebilirler. Sonuç olarak, kendilerinin dışında değil, kendilerinin iç dinamiklerine dayanarak karar verirlerse ve hareket ederlerse ancak özgüven geliştirirler ve kendi ayakları üzerinde dururlar.

İç veya dış kontrol

İç kontrolü insanlar kendi yaşamı ve onu etkileyen olaylar üzerinde kontrol sahibi olurlar. Dış kontrolü olan insanlar, yaşamlarının üzerinde çok az kontrol sahibi oldukları çevre veya kader gibi dış faktörler tarafından belirlendiğine inanmaktadırlar. Dürtüler dışarıdan verilir. Araştırmalar, dış kontrol duygusu güçlü olan çocukların, ergenlerin ve yetişkinlerin kaygı ve depresyona daha yatkın olduğunu göstermektedir. Endişeleniyorlar çünkü kaderleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarına inanırlar ve bu çaresizlik duygusuna aşırı tepki verdiklerinde depresyona girebilirler.

Baskı altında gerçekleşen öğrenme ne kadar kalıcı olur?

Bazen, çocuklara daha hızlı bir şeyler yapmalarını veya daha erken öğrenmelerini teşvik ederek çocuklara iyilik yaptığımıza inanırız. Amerikalı psikolog David Elkin, “baskı altında daha önce okumayı öğrenen çocuklar başlangıçta akranlarından daha iyi okuyabilirler, ancak bu öğrenci ilerleyen yıllarda kendisi kadar erken okuma ve yazma öğrenemeyen arkadaşlarının gerisine düşebilirler” der. Öğrenme baskısının bedeli çok ağır olabilir. Çok fazla baskı özgüvene zarar verir. Buna zorlanan çocuğun ileriki yıllarda korkuları artabilir ve özgüveni azalabilir.

Mutlu ve başarılı olmanın sırı, psikolojik esneklikte saklı

Mutlu ve başarılı olmanın sırı resilience olmakta yatar. Resilience sözcüğü Latince’den gelmektedir ve ’esneklik’’ anlamına gelir Türkçe karşılığı psikolojik esneklik, hayatın stresli ve zorlayıcı deneyimleri karşısında ruh sağlığını koruyabilmek anlamına gelir. Serbest oyun çocuklar için yalnız eğlenceli değil, çocuklar aynı zamanda psikolojik olarak esnek olmayı da öğrenirler. Tıpkı basınç yaşadığı zaman esneyen ancak eski formuna geri dönebilen bir yay gibi, insanlar kriz durumlarında yeni durumun etkilerini yaşarlar. Bazı insanlar eski formuna geri dönerken bazıları kırılırlar. Psikolojik esneklik, hayatın zorluklarını alt edebilme ve fırsata çevirebilme becerisidir. Araştırmalar gösteriyor ki esneklik, zeka gibi genetik değildir ve öğrenilmesi gereken bir davranış, bir tutumdur. Ancak çocukluk çağında kazanılmayan psikolojik esneklik, ilerleyen zamanlarda zor kazanılır.

Psikolojik esneklik Avrupa’da ki okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim programlarında önemli bir yer alır. Anaokullarında psikolojik esneklik ağırlıklı olarak serbest oyunla kazandırılır, ancak farklı aktivitelerle desteklenir.

Psikolojik esnekliğin yetişkin yaşamında ki başarı ve mutluluğu için en önemli faktörlerden biri olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yenilgilerden sonra “ayağa kalkmak”, problemleri fırsata çevirmek, duygularını tanıma, onları kontrol altına alabilme ve stresle başa çıkabilme becerisi, sağlıklı büyümenin en önemli faktörlerindendir. Psikolojik esnekliğin korku ve depresyonu önlediği de biliniyor.

Stresle baş etmeyi öğrenen ve dünyayı gerçekçi şekilde gören bir çocuk, örneğin bir matematik dehasından çok farklı ve daha önemli bir yaşam becerisi edinir. Eğitim kurumlarının görevi çocukları sadece okula hazırlama, akademik eğitim verme değil, yaşamın tüm alanlarına yönelik, yaşam becerileri kazandırmaktır. Çünkü yaşamın iniş ve çıkışlarıyla başa çıkma yeteneği olmayan bir matematik dehası ne kadar mutlu ve ya başarılı olabilir ki?

Eğitim sistemimiz ve psikolojik esneklik

Ülkemizde bir dizi diğer faktörlerin yanı sıra, eğitim sistemimiz de çocuklarımızın iç kontrol mekanizmalarını geliştirebilmeleri için elverişli olduğu sayılmaz. Çocukların günlük hayatlarının 45 dakikalık dilimlere bölündüğü dersliklere, aktiviteden aktiviteye sürükleyerek, çocukluklarını yaşama şansı bile tanınmadan çocuklara uygun olmayan sınıf ortamlarına hapis edildikleri, tek sıra halinde yürüme, grup halinde aynı anda aynı aktiviteyi yapma zorunluluğu gibi yöntemlerle tek tip insanlar yetiştiriyoruz. Manipüle ederek ve ya zorla yemek yedirdiğimiz, kışlaları aratmayan yemekhanelerimizle, serbest oynama zamanını kendi dinlenme zamanı olarak gören eğitmenler sıkça kullanılan “komut alır, komut almaz veya talimatlara uyar, talimatlara uymaz gibi askeri kavramların günlük okul hayatının bir parçası haline geldiği “küçük askerlerin” yetiştirildiği bir eğitim sisteminde çocukların kendi hayatlarını kontrol edebilmeyi öğrenmelerini bekleyemeyiz.

Dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde okulun etrafı tel örgülerle çevrili değildir (bazı ABD eyaletlerinde ki okullar hariç). Bizde tel örgü olmadı mı telaşa kapılırız. Engebelli araziler, tırmanabilecekleri ağaçlar, torna vida , bıçak, çocuklarımız için tehlikeli olduğunu düşündüğümüz her şeyden sakınır ve ortadan kaldırırız, kilitleriz.

Günümüzde gereksiz olan çok sayıda güvenlik önlemi alıyoruz, Çocuklarımıza olan bu güvensizliğimizle onların tehlikeleri görmeleri ve kendini koruma davranışı geliştirme haklarını ellerinden alıyoruz. Çocuklarımızı stresten ve tehlikeden korumalıyız düşüncesi ile, onların özgüven geliştirebilmelerinin önüne bir set çekiyoruz.

Bir eğitmenin öğrencilerini sınıfta 10 dakikalığına yalnız bıraktığını düşünelim. Eğitmende çocuklar kontrolsüz kaldılar kaygısı başlar. Çünkü eğitmenin önemli görevlerinden biri çocukları yönergelerle yönlendirmek ve sınıf üzerinde kontrolü sağlamaktır. Eğitmenin bu kaygısı genellikle realiteye dönüşür. Eğitmen tekrar sınıfa döndüğünde bir kaosla karşılaşacaktır.

Peki bu neden böyledir? Çok fazla baskı altında tutulan çocuklar, kendi davranışlarını kontrol edemezler ancak dış kontrolü davranışı geliştirdikleri için dış kontrol inancı taşırlar. Özgüvenleri temelden sarsılmış çocuklar, öğretmen sınıfı terk etmesi ile birlikte, dış kontrollü olduklarında pusulasız kalırlar ve dış kontrolün olmadığı zaman diliminde nasıl davranılması gerektiğini bilemezler böylece kaos ve başıboşluk üstünlük kazanır.

Çocuklara öğrenmeleri için özgür alanlar yaratılmalı

Rus gelişim psikoloğu Lew Wygotski “bir sonraki gelişim basamağı” adı altında geliştirdiği teoride, bir çocuğun katılım ile çevresiyle etkileşimde bulunduğunu söyler. Çocuk daha bilgili bir yetişkin veya akran yardımıyla yeteneğini geliştirme fırsatı bulur. Bu süreç usta , çırak ilişkisi şeklinde gelişir. Çocuğun yetişkin rehberliğinde yaptığı etkinliği tek başına yapması ise içselleştirme olarak adlandırılır. Bireysel farklılıklar etkileşimlerden elde edilen kazanımları belirlemektedir.

Çocuğun sağlıklı olarak büyüyebilmesi için çocuğu teşvik edecek türden destek ve kendini deneyimlemek için bir alana ihtiyacı var. Bir çocuğa ormanda devrilmiş bir ağaç gövdesine tırmanmak istediğini düşünün. Eğer çocuk tek başına ağaç gövdesine tırmanma cesaretini gösteremiyorsa, ilk aşamada çocuğun elinde tutarak o deneyimi edinmesini sağlarsınız. 2. denemede belki sadece bir parmağından tutmanız yetecektir bir dahaki denemede çocuğun tek başına ağaç gövdesine tırmandığını görürsünüz.

Çocuğa o bizden destek istemeden, ona müdahale etmemeyi öğrenmeliyiz. Çocuklara yeni şeyler deneme ve kendilerine güvenmeyi öğrenmeleri için onlara alan tanımalıyız. Çocuklara güvenli bir iskele sunularak bütünsel gelişimleri için önemli olan özgüvenlerini geliştirmelerine destek sağlayabiliriz.

Çocuklar kendilerini aşırı baskı ve stres altında his ederlerse öğrenme ve yapma heveslerini yitirirler bu durum onlarda korku, kaygı ve kendilerine güvenmeme ye kadar götürebilir.

Çocukları oldukları yerden alma

“Çocuklar oldukları yerden alınmalılar”. Yani çocuk hangi öğrenim aşamasında ise, ne ile meşgul ise, oradan alınıp onun bir üst aşamasına geçebilmesi için, kendisine destek sağlanmalıdır. yeni bir beceri denemek istediklerinde kendilerini güvende hissedecekleri ortam sağlanmalı ve onları bir üst aşamaya taşıyabilen yeni şeyler denemeye teşvik edilmeliler. İster ebeveyn, ister eğitmen olsun; kesinlikle gerekmediği sürece çocuklara müdahale etmemeyi öğrenmeliler. Çocuklar hata yapma, düzeltme, sorun yaratma ve çözme özgürlüğüne sahip olduklarında, kendilerine olan inanç ve güvenlerini ve yeterliliklerini geliştirebilirler çünkü böylece zorlukların üstesinde gelebilmeleri ve ustalaşabilmeleri için kendilerinin ihtiyaç duydukları deneyime sahip olabilirler.

Serbest oyun üzerine araştırmalar

Bilim adamları yıllardır hayvanların neden oynadıklarını araştırıyorlar ve evrimsel amacını anlamaya çalışıyorlar. Bu konuda çok bulgular elde etiler. Önemli bulgulardan biri, stresin üstesinden nasıl geleceğini öğrenmek için serbest oynamanın kaçınılmaz olduğudur.

Yavru fareler ve maymunlar üzerinde yapılan araştırmalarda, gelişimin önemli aşamasında onları oyun arkadaşlarından ayırmak, yetişkin olduklarında stres altında kaldıkları tespit edilmiştir.

Zorlandıklarında aşırı tepki gösterirler ve arkadaşları ile sosyal etkileşimde bulunamazlar. Korkarak, bir köşeye sığınarak titrerler ve ya öfkelerini kontrol altında tutamadan saldırganlaşarak tepki gösterirler.

Bu davranışlar serbest oyun oynayabilme eksikliğinden kaynaklanır. Hayvanların sadece günde bir saatliğine bile oynamalarına izin verildiğinde normal gelişme gösterirler ve ileriki hayatlarında yetişkinler olarak sorunların üstesinden gelebilirler.

Ne kadar çok oynarsak, beynimiz stresi o kadar iyi düzenler

Yeterince oyun oynayan hayvan yavrularının, strese maruz bırakıldıklarında beyinlerinin strese daha az tepki verdiği biliniyor. Başka bir deyişle, çocukluk çağında ne kadar çok oyun oynarsak, yetişkin olarak ta beynimiz stresi o kadar iyi düzenler. Zorluklara başa çıkma ancak oyun oynarken gelişir. Psikolojik Esneklik, sorunlardan uzak tutularak değil, “sorunlu ortamlarda” yaşatılarak mücadele ederek ve öğrenerek gelişir.

Çocuklarımızın eğitiminde, akademik eğitime odaklanma yerine, daha çok sosyalleşme, özerklik, uyum, demokratik eğitim ve benlik saygısı gibi beceriler kazandırmaya yönelmeliyiz. Çocukların psikolojik esnekliği öğrenerek yaşamlarını yönlendiren güvenilir bir iç pusula geliştirmeleri imkanını sağlamalıyız. Ancak o zaman başarılı ve mutlu olabilecekler.

İskender Yıldırım

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s