Montessori Eğitim Anlayışı Çağımıza Ne Kadar Uygun?

Maria Montessori 21.yy da yaşasaydı kendi eğitim modelini nasıl yorumlardı?

Maria Montessori yaklaşık 100 önce geliştirdiği o dönemin çok ötesinde yaşayan bir eğitim modeli ile hem o döneme hem de sonrasına damga vurmuş harika bir eğitimci ve bilim insanıydı, kuskusuz. Ancak yaklaşık 100 yıl önce geliştirilen bir eğitim modeli 21. Yüzyılda ki çocuk eğitimine ne kadar cevap verebiliyor dersiniz?

Montessori eğitimi giderek yaygınlık kazanıyor. Montessori eğitim anlayışını mutlaka hakkını vererek uygulayanlar vardır; fakat, Montessori eğitim anlayışı ve materyalleri çoğu zaman yanlış ve ya eğitim anlayışından uzak uygulayan okullar ne yazık ki çoğunlukta. Göz ardı edilen başlıca konulardan biri, Montessori eğitiminin temelinde, bir yetişkinin çocuğa yönelik tutumu, duruşu, insana bakış açısı ve eğitim felsefesinin yatığıdır.
Ekran Resmi 2019-02-15 15.08.29
Ülkemizde maalesef eğitimcilerin çoğu çocuğun hangi gelişim aşamasında olduğu, hangi beceriler kullandığını ve onun bir üst aşamanın ne olabileceğini dikkate almadan, Pinterest veya her hangi bir kaynaktan buldukları görselin güzelliğini ölçüt alarak, öğrenme hedefi vs. belirlemeden bir aktivite seçip uygulamaktadırlar. Sonrasında ise duruma uygun MEB kazanım ve göstergeler listesinden kazanımlar seçilir ve aktiviteye eklenir. Oysa çocuğun gelişimini desteklemek için, çocuğu kendisinden öğrenmek, Montessori eğitiminde vazgeçilmez bir yöntemdir. Bu nedenle çocuk için ortamı tasarlamadan önce, çocuk düzenli olarak profesyonel gözleme tabi tutulur:

• Çocuğun o çalışmayı yapması için dikkatini çeken ne oldu?
• Çocuk hangi malzemeyi nasıl ve ne için kullanır?
• Çocuk hangi beceri, bilgi ve deneyimlerini kullanıyor?
• Hangi beceri kazanmak, hangi bilgiler edinmek istiyor
• Çocuk aktiviteye ne kadar odaklanabiliyor ve o aktiviteyi yaparken ne kadar öz verili olabiliyor?

Yukarı belirtilen örneklendiremeden de anlaşılacağı gibi profesyonel gözlemden sonra bulgular değerlendirilir. Çocuk için hazırlanan ortam, bu bulgular ışığında şekil kazanır.

Hazırlanmış yetişkin (yeni öğretmen) – Hazırlanmış ortam Montessori çocuktaki gelişim aşamalarına karşılık verebilmek için, eğitimciler tarafından tasarlanmış “hazırlanmış ortam” ve “yeni öğretmen” anlayışını savunur. Montessori öğretisinde “hazırlanan ortam”, öğrenmeyi teşvik eden bir ortamın tasarlanmasıdır. “Yeni öğretmen” çocuklar için öğrenme koşulları yaratır ve gelişim seviyeleri ile ilgili asla peşin fikirli olmaz. Montessori eğitim anlayışında ortam çocuklara aittir. Eğitimci yalnızca çocuk isterse destek sağlar. Eyleminde özgür olan çocuk, kendi ilgisi doğrultusunda kendisini geliştirir; motivasyonu ve konsantrasyonu yüksektir. Montessori eğitim anlayışında çocuğun kişiliğine saygı ve çocuğu taktir etmek esastır.
Ekran Resmi 2019-02-15 18.35.04

Aktif Çocuk

Montessori eğitim anlayışında öğrenme, ancak çocuk iç dinamiklerini kullanarak aktif olursa gerçekleşebilir, yani öğrenme “öğretmen”in değil; çocuğun kendi eylemidir. Çocuk, bağımsız hareket edebilmeli, kendi “ödevini” kendisi seçmeli, kendi ritminde ve temposunda çalışmalı ve aynı aktiviteyi istediği kadar tekrar edebilmelidir.

Montessori eğitim anlayışı, grup çalışmaları ile çakışır. Bu eğitim modeline göre, çocuğun öğrenmesi kendi iç planına göre gerçekleşir. Montessori eğitim anlayışında çocukta süresi sınırlı gelişim aşamaları (hassas dönemler)vardır.

Materyallerin anlamı

Duyusal materyal, vücut renk, şekil, ses, ağırlık veya sıcaklık gibi belirli fiziksel özelliklere göre düzenlenmiş bir nesneler sisteminden oluşur. Geliştirilen aktivitelerle, yalnızca bir duyu hedef alındığı için, çocuk soyutlama yöntemi ile o duyu üzerinden öğrenir. Ayrıca, çocuk, eğitimcinin sözlü öğretimi yolu ile değil; çocuk materyali kullanarak deneyimler aracılığıyla öğrenir. Aktivite öyle düzenlenir ki, eğitimcinin müdahalesine gerek kalmadan çocuğun kendisi hata kontrolü sağlar. Didaktik materyalin aksine, duyusal materyal belirli bir hedefe yönelik değildir. Çocuk bilimsel çalışmaya yakın bir şekilde yaptığı çalışma ile çevresini tanımaya başlar.

Duyusal eğitimin üç aşaması

Duyuların eğitimi dil gelişimine paralel olarak yürütülür. İlk aşamada, çocuk, eğitimcinin rol model olması ile öğrenir. İkinci aşamada, çocuk özellikleri kendisi keşfeder. Üçüncü aşamada, özellikleri isimlendirebilir. Benzer hedefleri (düğme ilikleme, sıvı aktarmak veya yemek pişirmek gibi) günlük yaşamsal beceri aktivitelerinde de görebiliriz. Bu aktivitelerle hedeflenen, yetişkinin desteği olmadan çocuğun bağımsız hareket edebilmesi ve motor becerisini geliştirmesidir.

Montessoriyi anlamak

Montessori eğitim anlayışında kullanılan bazı metotlar günümüz koşullarında da Ekran Resmi 2019-02-15 13.04.36önemini yitirmemiştir. Sunulan tüm materyaller günlük yaşamda karşılığını bulan materyallerdir. Çocukların bağımsız ve yaratıcı bir şekilde sorunları çözmelerini sağlar. Edinilen bilgi ve beceriler günlük yaşamda uygulana bilinir.

Türkiye’de Montessori uygulaması çoğu okullarda sadece didaktik materyallerin kullanım ile sınırlandırılır. Hatta bazı okullar Montessoriyi temel felsefesinden arındırarak sadece kendileri için bir “pazarlama stratejisi” olarak kullanırlar. Didaktik materyalin kullanımıyla sınırlı olan bir “Montessori pedagojisi”, Montessori pedagojisi değildir.
Montessori pedagojisini gerçekten anlamak için, Montessori eğitim anlayışının özünü oluşturan “kozmik” boyutunu anlamak lazım. Kozmik eğitim altında çocuğun evreni, dünyayı ve toplumun kurallarını ve işleyişini anlaması olarak anlaşılır.

Montessori, kendi zamanında yaptığı yenilikçi çalışmalarından dolayı sonsuz saygı duymayı hak ediyor. Bununla birlikte, eğer Maria Montessori çağımızda yaşamış olsaydı ve eğitim anlayışını çağımıza uygun tasarlama imkanına sahip olsaydı, farklı bir eğitim anlayışına varabilirdi. Montessori öğretisi yaşadığımız post modern çağa cevap vermede eksik kalıyor. Öğrenim günümüze kadar sadece bilginin kazanılması ve günlük hayata ilişkin beceri kazanma olarak anlaşılsa da, bugün dünyanın bilgisinin deşifre edilebileceği ve kullanılabilir hale getirilebileceği yeterlilikler edinmedir.

Bir eğitim modeli, tamamlanmış, sonuçlanmış bir model değildir. Sosyo-kültürel, ekonomik, teknolojik vb. faktörleri dikkate alarak kendini sürekli yenilemelidir. Maria Montessori’nin, çocuk gelişimi ve çocuk eğitimi anlayışı, mevcut koşullar altında revize edilmelidir. Çocuğun kendi kendini geliştirme ve öğrenme teorisine dayanan anlayış yerini, sosyal ilişkilere dayalı etkileşim anlayışına bırakmalıdır.

Maria Montessori, eğitim anlayışını geliştirdiğinde özellikle çocuklar nasıl öğrenirler, beyinde öğrenme nasıl gerçekleşir, öğrenmede diğer insanlarla etkileşimin önemi, psikolojik esneklik vb. konulardaki araştırmalar henüz yapılmamıştı. Eğitim, başkalarıyla birlikte şekillenen sosyal bir süreç olarak algılanmalıdır. Çocuk, Maria Montessori’de olduğu gibi aktif rolü üstlenir. Ancak etkileşim içinde öğrenme yaklaşımı aynı zamanda diğer tüm aktörlere de aktif bir rol biçer, çocuk eğitiminin organizasyonunda pasif ortakları içermeyen bir didaktik-pedagojik yaklaşım ön görür.

Sosyal Etkileşim Odaklı Eğitim

İnsanların etkileşim içinde ki eylemleri eğitim anlayışı post modern çağda savunulması ve uygulanması gereken eğitim anlayışıdır. Son yıllarda yapılan tüm araştırmalar eğitim kalitesinin yükseltilmesinde etkileşime dayalı bir modelinin çok önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

Etkileşime dayalı eğitim (Almanca’da Ko-Konstruktion), Etkileşim içinde, bilgi edinmekten, aktarmaktan çok, araştırarak öğrenme ile ilgilidir. Bu pedagojik-didaktik yaklaşımın anahtarı sosyal etkileşimdir. Bu eğitim yaklaşımı birlikte araştırmaya dayalı bir yaklaşımdır, öğrenmenin işbirliği yoluyla, yani eğitmenler ve çocuklar tarafından birlikte araştırma ve öğrenme yöntemi ile gerçekleşmesi anlamına gelir. Yani eğitmen çocuklarla birlikte bir araştırma, sorulara cevap bulma sürecine girer. Bu eğitim anlayışı, dünyanın yorumlanması gerektiği konstrüktivist felsefi yaklaşımından esinlendi. Konstrüktiv anlayışa göre, çocuk doğal bir öğrenme merakı geliştirir ve öğrendiklerini gerçek ve sosyal çevresiyle ile ilişkilendirir. Çocuk bu şekilde çevresini anlamaya, yorumlamaya ve stratejiler geliştirmeye başlar. Piaget’e göre, çocuklar çevreleriyle aktif ilişki içinde öğrenirler. Bu anlayışa göre çocuk, kendi eğitiminin aktif tasarımcısıdır. Bu yaklaşım Alman eğitim sistemin de en önemli faktörü haline geldi: “Çocuk kendi eğitim sürecinin ve dünyasını yorumlamada kendi kendinin tasarımcısıdır”.

Tekrardan ülkemizden örnek verecek olursak, okul öncesi eğitimde “akademik eğitim” esas alınır. Okul öncesi eğitim kurumları çocuklar için bin bir türlü aktivite planlarlar. Yüzme, bale, piyano çalma, satranç, sanat kursu, en az bir yabancı dil, yazı ve çizgi çalışması, matematik vs.. Çocuklara günde en az dört ve ya beş etkinlik sunulmadan eğitim görevinin yerine getirilmediği düşünülür Çocukların günlük hayatlarının 45 dakikalık dilimlere bölündüğü dersliklere, aktiviteden aktiviteye sürükleyerek, çocukluklarını yaşama şansı bile tanınmadan çocuklara uygun olmayan sınıf ortamlarına hapis ederiz.

IMG-20170818-WA0084“Çocuk kendi eğitim sürecinin ve dünyasını yorumlamada kendi tasarımcısıdır” anlayışından yola çıkacak olursak, eğitim programımızın ülkemizi bekleyen sorunlardan ve fırsatlardan ne kadar uzak olduğunu anlarız. Türkiye’yi bekleyen tehlikelerden örnek verecek olursak; Küresel Isınma – ekolojik dengenin bozulması- toprak erozyonu, ekonomik, ekolojik, sosyal, siyasi, dini, kültürel farklılıklardan ve kültürel deformasyondan kaynaklanan sorunlar Türkiye’yi ve komşu ülkeleri etkileyen başlıca sorunlardır. Kriz ortamlarının her zamankinden daha fazla yaşandığı post modern dünyada, insanların kriz yönetimi, global yetkinlik ve ekolojik eğitim konusunda yetkinlikler kazandırılması kaçınılmazdır. Bu yetkinliklerin kazanılması, okul öncesinde başlamalı. Örneğin okul öncesi eğitimde global (transkültürel) eğitim programları geliştirerek, çocukların heterojen toplumlarda barış içinde bir arada yaşama ve dahası, farklılıkları zenginlik olarak algılama yetkinliği geliştirilmelidir. Küresel ısınma bütün hızıyla devam ederken, ve Türkiye’nin tatlı su yoksulu bir ülkeye doğru evrilirken, bizler hala çocuklara su tasarrufunu öğretme yerine makas tutmasını öğretiyorsak, demek ki eğitimimizde bir şeyler yanlış yapıyoruz.

Montessori eğitim anlayışına geri dönecek olursak, yukarıda da örneklendirildiği gibi, çocuk eğitimine sadece Montessori eğitim anlayışı ile yaklaştığımızda 21. yüzyılda çocuk – toplum ilişkisi göz ardı ederiz ve eğitimimiz çağımıza cevap veremez. Montessori eğitim anlayışında temelde bir yeniden düzenleme ve yeniden tanımlama gerekli. Yeni yönelimli bir anlayış ile çocuk, sosyal ve kültürel çevresi ile dikkate alınmalı, insanlar arasında ki etkileşim çocuk gelişimini optimize etmek için, bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Montessori eğitim yaklaşımın en yenilikçi yönü, kendi zamanında radikal bir şekilde çocuk merkeziyetçi bir tavır takınmasıdır. Bugünün konjönktüründe ise, bu anlayış eksik ve yetersiz kalıyor. Yalnız çocuk merkezli olması Avrupa’da eğitim uzmanları tarafından bir süredir eleştiriliyor. Sonuç olarak, kendi eğitimleri için yalnız çocuklara sorumluluk vermek profesyonel ve etik olarak gözden geçirilmelidir. Aynı zamanda, çocuk gelişimi ve eğitimi ile sorumlu olan kurumların, kuruluşların, uzmanların, ailelerin, mahallenin, eğitmenlerin vb. rolünü ve sorumluluğunu yeniden değerlendirmeye almak önem kazanmaktadır.

Eğitimci-çocuk ilişkisini yeniden tasarlamak
bu çerçevede Montessori’nin eğitimci-çocuk ilişkisi yeniden düzenlemeye tabi tutulmalıdır. Montessori eğitimi yaklaşımına göre, eğitmen çocuğun eğitim sürecine pasif olarak eşlik eder. Uyarıcı, zenginleştirici bir öğrenme ortamı sağlar ve çocuğun eğitimdeki ilerlemesini gözlemler ve belgeler. Bu yaklaşEkran Resmi 2019-02-15 18.56.51ım tarzı 20. yüzyıl damgasını vuran bir tarzdır. Ancak, değişen toplumsal yapılanmalar, yeni araştırmalarda elde edilen bulgular ve eğitime ilişkin geliştirilen yeni teorileri nedeniyle Montessori eğitim anlayışı yeniden gözden geçirilmeli ve çağa uygun düzenlemelere gidilmeli. Çocukların eğitimleri ile sorumlu yetişkinler, çocukların eğitim süreçlerinin tasarımında aktif katılımcı olmaları eğitime yeni bir kalite kazandıracaktır.

Toplumsal gelişmeleri dikkate almak

Günümüz çocukları, Montessori eğitim anlayışının geliştirildiği dönemde ki gibi modern bir toplumda değil, “post modern” bir toplumda yaşıyorlar. Kitle iletişim araçlarının her bir bireye doğrudan erişebilme ve etkileme gücü sayesinde, “popüler kültür” artık tek belirleyici. Internet, televizyon, oyunlar, reklamlar, filmler, alışveriş merkezleri bize neyin nasıl yapılması gerektiğini söyleyen yegâne otorite olduğu özellikler ile karakterize edilir. Günümüzde çocuklar böyle açık ve öngörülemeyen durumlarla başa çıkmayı öğrenmelidir. Çocuklarımızın, dijital ve bilgi toplumunda başarılı, mutlu ve de eleştirel yaşamaları için onları hazırlayan ve onlara gerekli kilit becerileri sağlayan eğitim partnerlerine ihtiyaçları vardır. Öğrenim şu ana kadar sadece bilginin kazanılması ve ya duyusal malzeme sunmak olarak anlaşılsa da, bugün dünyanın bilgisinin deşifre edilebileceği ve kullanılabilir hale getirilebileceği yeterlilikler edinmedir.
Farklılıklara yeni yaklaşım

Ekran Resmi 2019-02-15 18.54.27Montessori de farklılık bireysellik üzerine kurulu bir farklılıktır ve çocuğun bireyselliği ile sınırlıdır. Post modern toplumlarda ki kültürel, etnik, dini, cinsel vb. insan gruplarından oluşan farklılıklar dikkate alınmamaktadır. Örneğin sadece ülkesindeki savaştan dolayı ülkemize gelmek zorunda bırakılan etnik, kültürel ve dini olarak farklı olan insanlarla barış içinde bir arada yaşamayı sürdürebilmek için çocuklar çok kültürlü vb. ortamlarda kimliğinden ödün vermeden barış ve karşılıklı saygı içinde nasıl bir arada yaşamayı, öğrenmelidirler.
Okul öncesi eğitimde eğitmen, çocuklara (ve kendisine) toplumda kendi yerlerini bulmaları, karmaşık küresel gelişmeleri anlamaları ve onların çözümünde yeni metotlar üretmelerinde yol gösterici olmalıdır. Montessori eğitim anlayışı bu konuda da eksik kalıyor.

Postmodern topluma uyarlanmış eğitim tarzı örneği
Post modern toplumlarda başarılı olabilmek için kazanılması gereken üç beceri öne çıkıyor: teknolojik beceri, üretkenlik becerisi, enformasyon edinme ve enformasyonu değerlendirme becerisi. Bu bağlamda öğrenim şu ana kadar sadece bilginin kazanılması olarak anlaşılsa da, bugün dünyanın bilgisinin deşifre edilebileceği ve kullanılabilir hale getirilebileceği yeterlilikler edinmedir.

Çocuklar dünyayı keşfetme serüvenlerinde pek çok sEkran Resmi 2019-02-15 18.39.04oruya cevap bulmaya çalışacaklardır. Çocukların cevapları bulmada kendilerinin bulmalarına destek vermek ve yönlendirmek bir eğitmenin asıl görevidir. Çünkü sürdürülebilir (kalıcı) bilgi ve eğitim ancak çocuğun kendi öğrenme sürecini kendisinin organize etme becerisi kazanması ile mümkün olur. Eğitmenin görevi ona bu beceriyi kazanmada her tür desteği ve bilgiyi sağlamaktır.

Proje odaklı öğrenme
İnsanların kendi aralarında etkileşim içinde öğrenmelerinin en uygun metodu proje bazlı öğrenmedir. Proje çalışması, bir konunun çocuklarla birlikte çeşitli yöntemlerle öğrenildiği eğitimsel çalışmanın önemli bir biçimidir. Çocuklara akademik bilgi aktarma yerine, doğru bilgi kaynaklarına nasıl ulaşabileceklerini ve bu bilgileri nasıl kullanabileceklerinin yolunu ve yöntemlerini öğretmektir. Çocuklar Proje çalışmasında öğrenilen bir konuya ilişkin farklı yaklaşımların olabileceğini öğrenirler.

Proje çalışması, günümüz iş hayatında çalışma biçimine en yakın olan yöntemdir:
• farklı insanlar arasında görev dağılımı yapmak,
• bir projeye kendi yetenekleri ile katılmak,
• ortak bir amaç için çalışmak,
• Ortak hedef belirlemek ve doğru adımlarla hedefe doğru ilerlemektir.
• Beraber bir ürün elde etmek

cropped-klax2.pngProje konusu belirlenirken çocukların ilgilendikleri konular esas alınır. Proje, lotus planı veya benzer yöntemlerle planlanır. Projeye çocukların kendi görüşlerini ve hipotezlerini dile getirebilecekleri bir ortam sunularak başlatılır, varsayımlar ve fikirler not alınır. Ne bilmek istiyoruz, bilmek, öğrenmek istediğimiz konu hakkında ön bilgimiz nedir, bilmediklerimizi konular hakkında nerede ve nasıl bilgi edinebiliriz ve proje ne öğrendik ile sonlandırılır. Projeye her çocuk kendi yeteneği ve becerisi ile katılır, tıpkı iş hayatında ki gibi. Montessori eğitim anlayışında bireysel çalışma esas alındığı için, çocuk ekip çalışmasına uyum ve bir sistemin halkası olma konusunda zorlanabilir.,

Sonuç olarak, Montessori eğitim anlayışı post modern dönemin problemlerini ve bu dönemin sunduğu fırsatları değerlendirerek kendi eğitim anlayışını çağın koşullarına uygun revize etmelidir. Maria Montessori’nin görkemli eserine duyduğumuz sonsuz saygıyı asla kaybetmediğimiz bir “21. Yüz yıla çocuklarımızı hazırlayan çağa uygun bir Montessori yaklaşımına ihtiyacımız var.

İskender Yıldırım

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s