Mutlu ve başarılı çocuk yetiştirmek için sekiz önerim var!

Çocuk eğitimi nedir? İlk önce önemli bir gerçeği hatırlatmakta fayda var; “Eğitim” sadece anne ve babaları değil, herkesi ilgilendiren toplumsal bir görevdir. Eğitimin amacı, çocuklara birçok yönden güç kazandırmaktır” Örneğin;

  • Yaşam çizgilerini kendileri belirleyebilmeleri için;
  • Problem çözmede başarılı olabilmeleri için;
  • Başka insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmeleri için;
  • Başarısızlıklardan dolayı ümidi kesmemeleri için;
  • Başkalarının kendilerinkinden farklı olan fikirlerini kabullenmeyi öğrenmeleri için.

Eğitimin ana prensibi, çocukların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak, yani çocuklara besin, giyecek ve şefkat vermek ve dünyayı keşfedebilmelerini sağlamaktır. Ancak eğitim aynı zamanda çocukların bilgi ve yetenek sahibi olmaları için bazı sorunları aktif bir şekilde ele almak anlamına da gelmektedir. Başarı ve başarısızlık deneyimleri yaşamak her çocuğun doğal hakkıdır. Bu nedenle her çocuğun günün birinde toplumumuz içerisinde kendi yerini bulabilmesi için kendisine her zaman eşlik eden ve kesinlikle güvenebileceği bir anne ve babaya ihtiyacı vardır.

Çocukların kendilerine örnek aldıkları kişiler yaşamın her alanında bulunmaktadır: Anne ve baba, anaokulundaki öğretmenler, ilkokuldaki öğretmenler, günlük yaşamda karşılaştıkları tüm diğer insanlar ve elbette televizyon ve dergi gibi medya organlarında gördükleri şahıslar. Fakat çocuklar için en önemli olan insanlar, ailesindeki büyüklerdir. Bu nedenle sizin davranışınız çocuğunuzun gelişimi için son derece belirleyicidir.

Çocukların iyiliğinden sorumlu olan kişiler anne ve babadır. Dolayısıyla çocuk eğitimi demek, yükümlülük üstlenmekle birlikte eğitim demek, canlılık ve heyecan anları yaşamak demektir. Eğitimin elbette yorucu yanları da vardır, fakat eğitimin en başta zevk verici bir şey olduğunu ve toplumumuz için büyük önem taşıdığını göz önünde bulundurmak gerekir. Güçlü ve etkili bir eğitimden faydalanan çocuklar sayesinde bir yandan dünyamız daha zengin olur, diğer yandan da çocuklar yaşamın güzelliklerinden daha iyi yararlanabilirler.

Eğitime güç kazandıran sekiz etken.

“Güçlü bir eğitim” nasıl bir eğitimdir? Günümüzde anne ve babalar için bu konuda dergi ve kitaplar gibi çeşitli bilgi kaynakları mevcuttur. Bizim amacımız,

“güçlü bir eğitimin” temelini oluşturan “Sekiz Etken” hakkında bilgi vermektir.

Eğitim demek …

sevgi vermek demektir.

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.44.53Bir çocuğa sevgi vermek, çocuğu tüm yanları ile kabullenmek ve kendisine bunu aynen göstermek demektir. Çocuklar ve gençlerin içlerinde özgüven oluşturabilmeleri ve kendi güçlü ve zayıf yanlarını hiç korkmadan tanıyabilmeleri, anne ve babalarının kendilerine gerekli şefkati göstermelerine bağlıdır. Ancak bazen anne ve babalar çocuklarına sevgi ve şefkat göstermekte zorluk çekiyorlar. Sevgi vermenin sırrı nedir acaba?

  • Sevgi verip göstermenin en dolaysız yolu, çocuğunuza bedensel anlamda yakınlık göstermektir. Bu örneğin çocuğunuzu kucaklamak, sırtını okşamak, gülümseyerek göz teması kurmak, arkadaşça omzuna dokunmak veya gurur duyduğunuzun işareti olarak omzunu tıklamak şeklinde olabilir. Her çocuk bu hareketlerin ne demek olduğunu bilir.
  • Bir çocuğa vakit ayıran, çocukla ilgilenen ve üzgün olduğunda teselli eden bir anne ve baba, şefkatli bir anne ve babadır. Çocuğunuza, onu ne kadar çok sevdiğinizi ve özel bir başarı göstermese dahi onunla gurur duyduğunuzu söylemelisiniz.
  • Buna rağmen, çocuğuna sevgi ve şefkat gösteren büyükler de elbette çocuklara “Şimdi değil, daha sonra konuşuruz” diyebilir ve çocuklara bazı şeyleri yasaklayabilirler.

Eğitim demek …

tartışabilmek demektir.

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.44.14Tartışmalar her ailede meydana gelebilir. Arada sırada yüksek sesle münakaşa etmek de mümkün olabilir. Kendi isteklerini savunmak, “hayır” diyebilmek, gerginliklere yenilmemek, başkalarının ihtiyaçlarını anlayıp kabul etmek, başkalarını ikna etmek, uzlaşmaya varmak ve barışmak şeklindeki tartışma ve çözüm buluşları sayesinde çocuklar sosyal yeteneklerini geliştirirler. Çoğu insan sağlıklı bir şekilde tartışmayı bilmez. Oysa, aşağıda belirttiğimiz kurallarla münakaşalar ortadan kaldırılabilir ve tartışanlar arasındaki gerginliğin daha da büyümemesi sağlanabilir:

  • Hiçbir konu yasak olmamalıdır. Çocuklara, cezalandırılmaktan korkmadan nefret veya öfke gibi negatif duyguları da gösterme hakkı tanınmalıdır.
  • Büyükler bir çocuk ile tartışınca elbette daha büyük olanaklara sahiptirler. Bu nedenle büyükler bir çocuğu kötü sözlerle veya diğer şiddet şekilleri ile kırmak yerine çocuğun söylemek istediklerini ciddiye almalıdırlar.
  • Diğer kişiye küsmek söz konusu olmadıkça, bir münakaşadan sonra her iki kişi de diğerininkinden farklı olan kendi görüşünü muhafaza etme hakkına sahiptir. Bu gibi tartışmalar sayesinde gerek çocuklar gerekse de büyükler toleranslı olmayı öğrenirler.
  • Bu demektir ki, çocuklar aralarında tartıştığında büyüklerin araya girmesi gerekmez. Ancak eğer bir çocuk, kendisinden daha zayıf veya daha küçük olan bir çocuğa haksızlık yaparsa biz büyükler derhal devreye girmeli ve yanlış davranan çocuğa, arkadaşına daha saygılı olması gerektiğini açıkça ve aynı zamanda nazik bir şekilde hatırlatmalıyız.
  • Çünkü büyükler, çocukların örnek aldıkları kişilerdir. Anne ve babalarının münakaşalarda dahi birbirlerine karşılıklı olarak saygı gösterdiklerini gören çocuklar günün birinde kendileri de saygılı olurlar. Çözümsüz kalan ihtilaflar, şiddetli kavgalar ve incitici sitemlerin gündemde olduğu ailelerin çocukları ise bu durumlar karşısında büyük sıkıntı çekerler.

Çocuğun yaşına göre büyükler çocuğa münakaşanın hangi konuyla ilgili olduğunu anlatabilirler, ancak burada çocuğu kendilerine taraftar etmekten kaçınmalıdırlar.

  • Ayrıca, sağlıklı bir şekilde tartışabilmek ne kadar faydalı ise, münakaşadan sonra barışmak da o kadar önemlidir. Çözüm yolu görünmeyen ağır bir münakaşa durumunda anne ve babalar çocuklarına gerekli nasihatlerde bulunmalıdırlar. Aile içi münakaşalarda aile fertleri geceleyin uyumadan önce mutlaka barışmış olmalıdırlar.

Eğitim demek …

dinleyebilmek demektir.

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.43.49Birisini dinlemek, o kişiye dikkatini vermek ve kişinin derdine ve isteklerine konsantre olmak demektir. Her gün yeniden deneyim kazanan ve bu karmaşık dünyada kendi yolunu bulmak zorunda olan çocuklar, büyüklere danıştıkları zaman onların kendilerini dikkatlice dinlemelerine büyük önem verirler. Bunun için her aile günlük yaşamında hep birlikte oturup önemli konuların görüşüldüğü fırsatlar oluşturmaya özen göstermelidir. Burada örneğin oturma odasında toplanıp “aile oturumu” yapma veya birlikte masaya oturup akşam yemeğini yeme veya çocukları yatağa yatırma gibi fırsatlardan yararlanılabilir. Büyükler bazen başka bir insanı sakince ve sonuna kadar dinlemekte zorluk çekerler. Bizim tavsiyelerimiz şöyledir:

  • Bazen birisi konuşmaya başlayıp anlatmaya devam ettikçe, sonunda hiç beklemediğimiz bir konu ortaya çıkabilir. Bunun için, size bir olayı veya düşüncelerini anlatan kişinin sözünü kesmeyin, sonuna kadar dinleyin!
  • Diğer kişi sözünü bitirmeden önce araya atılan yorum veya tavsiyeler çoğu zaman anlamsızdır. Anne ve babasının kendisiyle birlikte çözüm arayışına girdiklerini anlayan çocuk, ailesi tarafından ciddiye alındığını anlar.
  • Yanlış anlamalara meydan vermemek için, her iki kişi birbirlerini anlayıp anlamadıklarını karşılıklı olarak güvence altına almalıdır.
  • Ayrıca, görüşmenin sağlıklı olması için dikkatin dağılmamasına da özen göstermek gerekir, yani ciddi bir görüşme esnasında televizyon açık olmamalı ve görüşmenin ortasında telefon çalsa dahi diğer kişiye konuşmasını bitirme fırsatı tanınmalıdır.
  • Ancak, anlatmak istedikleri hususlarda fuzuli detaylara takılan çocukların sözünü kesip biraz toplamalarını istemekte herhangi bir sakınca yoktur. Bunun aksine, sessiz olan çocuklar, özellikle normalden daha da suskun olmaları durumunda büyüklere derterini anlatmaları için özendirilmelidir.

Eğitim demek …

sınır koymak demektir.

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.42.47Çocuklara sınır koymak ve bu sınırlara kesinlikle uymalarını sağlamak çoğu anne ve baba için çocuk eğitimi içerisinde hem en önemli görevdir, hem de en büyük meydan okumalardan biridir. Çocuklar ve gençlerin, anne ve babalarını sabır ve kararlılık testine tabi tutmak konusunda gerçekten uzman oldukları söylenebilir. Çocuklara sınır koyma prensibi iki sebebe dayalıdır:

  • Birincisi, çocukların evin içinde ve dışındaki çeşitli tehlikelerden korunmasıdır.
  • İkincisi ise, mantıklı ve kolayca anlaşılabilir düzenlemelerle çocuklara güven duygusunun verilmiş olmasıdır.

Büyükler bazen çocukların isteklerine karşı hareket etmekte zorluk çekerler. Ancak çocukların kendilerine gösterilmiş olan sınırları çok iyi bilmeleri hem anne ve baba hem de çocuk açısından uzun vadede en kolay çözümdür. Burada belli kurallara uyulmalıdır:

  • Sınırların belirli ve açık bir şekilde tanımlanması şarttır. Büyükler belli bir kuralı yürürlüğe koymadan önce bu kuralın sebebini iyice düşünmelidirler. Yaşı büyük olan çocuklar, kendilerine sebebi açıklanan bir yasağı veya nasihati daha iyi anlarlar.
  • Ancak, bir çocuğa bazı sınırlar koyan her anne ve baba bu sınırlara kendisi de uymalıdır. Bu tabii ki anne ve babanın küçük çocuklarını akşam saat yedi buçukta yatağa yatırdıktan sonra kendilerinin de yatağa yatması anlamına gelmez. Fakat günde birkaç kez dişleri fırçalama gibi konularda anne ve baba çocuğuna örnek olmalıdır.
  • Çünkü sınır koyup bu sınırlara bizzat uymamanın hiçbir anlamı yoktur.

Burada kararlı olmak hem çocukta güven duygusunu oluşturur hem de kendisine ciddiye alındığı hissini verir.

  • Eğer bir çocuk mevcut olan sınırlara uymazsa, ailenin büyükleri bir bütün olarak ve çocukta yanlış anlamalara mahal bırakmayacak bir kararlılıkla tepki göstermelidirler. Anne ve babanın ve ayrıca eğitim görevlilerinin de belli konularda benzer bir görüşe sahip oldukları sınırlar çocuklara daha rahat kabul ettirilebilir. Bu ise, büyüklerden her birinin farklı bir eğitim metodu uygulamasına bağlı olmayıp her zaman geçerlidir. Bazen çocuğa açıkça “Hayır” demek veya çocuğu ihtar etmek yetmeyebilir. Kararlı bir şekilde tedbir almanın gerektiği durumlarda bu tedbirlerin olayla doğrudan ilişkili olması önemlidir. Çünkü çocuklar “mantıklı olan” cezaları genelde iyi anlayıp kabul ederler.
  • Fakat anne ve babalar da çocuk eğitiminde bazı sınırları asla aşmamalıdır. Örneğin hangi şekilde olursa olsun çocuğa şiddet uygulamak kesinlikle yasaktır. Çocuğa vurmak veya çocuğu dövmek gibi olayların yanı sıra çocuğu şefkatten mahrum bırakma gibi psikolojik şiddet içeren cezalar da asla uygulanmamalıdır.
  • Ancak elbette her kuralın bir istisnası da vardır. Mevcut olan bir kuralın mantıksız olduğu anlaşıldığında ortadan kaldırılması veya kuralın yeni şartlar altında değiştirilmesi çocuk eğitiminin burada sona ermiş olduğu anlamına gelmez. Bu demektir ki, uyku saati gelmiş olduğu halde çocuğa hemen “yatağa yat” denilmediğinde bu çocuğun anne ve babanın koymuş olduğu sınırlara karşı olan saygısı elbette azalmayacaktır.

Eğitim demek …

hareket alanı tanımak demektir

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.42.57

Çocuklar, bizzat belirleyebilecekleri hareket alanlarına ihtiyaç duyarlar. Aşağı yukarı bir yaşından itibaren her çocuk örneğin tek başına yemek yemek, tek başına tuvalete gitmek, birkaç saatliğine anne ve babadan ayrı olmak, cep harçlığını kullanmak gibi birçok yeni hareket alanına açılmaya başlar. Bu tür hareket alanları, çocukların kendilerini bağımsızlık ve sorumluluk duygusu konusunda geliştirmeleri için önemlidir. Anne ve baba, bir yandan çocuğu salıvermek ve diğer yandan çocuğu korumak arasında doğru kararı verebilmesi için aşağıdaki bilgileri dikkate almalıdır:

  • Çocuklar kendilerine tanınmış olan hareket alanlarını adım adım keşfederler. Örneğin ilkokul birinci sınıfta olan çocuğunuza haftada bir kez cep harçlığı verirseniz normalde herhangi bir sorun yaşamazsınız. Oysa örneğin on beş yaşındaki bir genç, anne ve babanın harçlık olarak veya aylık okul masraflarını ve yeni giysi ihtiyaçlarını karşılaması için her ay belli bir miktar para yatırdıkları özel bir banka hesabını bile kullanabilecektir.
  • Yeni hareket alanlarını keşfetmek üzere olan çocuklara ufak tefek yardımlar sağlanmalıdır. Örneğin, başka bir semtte oturan kız arkadaşına otobüsle gidecek olan on bir yaşındaki bir kıza her ihtimale karşı bir cep telefonu veya bir telefon kartı verirseniz çocuk kendini güvende hissedecek ve siz de bir anne ve baba olarak rahat edeceksiniz.
  • Zevk meselesi nesiller arasında çoğu zaman çok farklı görüşlere yol açmaktadır. Çocuğa hobileri, son moda saç modelleri ve arkadaş seçimi konusunda, anne ve babanın koyduğu sınırları aşmadıkça serbest seçim hakkı tanınmalıdır. Ancak çocuğunuzun iyiliğinin ön planda olduğu konularda çocuğunuza sonsuz tolerans tanımak yerine sınır koymalısınız. Örneğin bir çocuğun sigara içmeye başlaması çocuğun gelişimini elbette olumsuz yönde etkileyecektir.
  • Ergenlik çağındaki birçok gencin aniden geniş hareket alanlarına hak talep ettiği ve bunlar arasında bazen en yumuşak huylu çocukların dahi birdenbire anne ve babaya karşı isyankar davranmaya başladıkları bilinmektedir. Ancak zeminin bu gençlerin ayaklarının altından kaymaması için, sınırsız bir özgürlüğün mümkün olmadığını daha küçük yaşta öğrenmeleri büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda bir anne ve baba olarak çocuğunuzu kendi yaşam yolunu bizzat seçmesi ve olgunlaşması yönünde desteklemelisiniz.

Eğitim demek …

hislerini göstermek demektir.Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.43.20

Sevgi, sevinç, üzüntü, acı ve öfke gibi duygular her ailede günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Çocuklar kendi duygularını birçok şekilde gösterirler. Kimisi sevgisini sevdiği insana yanaşıp koynuna girerek gösterir, kimisi de sevdiği insan için bir resim çizer. Çocukların değişik duyguları tanıyıp bu konuda deneyim kazanmaları gelişim açısından çok önemlidir. Bazı örnekler:

  • Çocukların ister pozitif ister negatif her türlü duyguları göstermelerine ve ayrıca her çocuğun bunu kendi tipik tarzına göre, yani ister sessizce ister seslice yapmasına izin verilmelidir. “Erkekler ağlamaz”ve“Kızlar sinirlendiğinde bağırmaz” gibi eski çağlardan kalma kurallar günümüzde artık geçerli değildir.
  • Büyükler bazen çocukların duygusal coşmalarını kabul etmemektedirler. Bu durumda çocuğa“Lütfen kendini biraz kontrol et”demekte sakınca yoktur. Ancak çocuklara böyle bir anda duygularının değil, sadece davranış tarzlarının yanlış olduğu gösterilmelidir.
  • Çünkü çocuklar duygularının ciddiye alınmasını beklerler. Kolayca sarsılmayan bazı büyüklerin aksine çocuklar ister ufak ister ciddi trajedilerde duygusallığa kapılırlar. Böyle bir durumda en iyisi sakin kalmaktır.
  • Bazı kız ve erkek çocuklar içlerindeki gerçek duyguyu hiç kimseye anlatmaz. Normalden çok daha üzgün veya sessiz görünen bir çocuğun annesi ve babası mutlaka sebebini araştırmalıdır. Çekingen bir çocuk da bazı durumlarda içini dökerek rahatlamayı tercih edecektir.
  • Duyguların dünyasında da çocuklar büyükleri örnek alırlar. Bu nedenle anne ve babaların da çocuklarına karşı duygu göstermelerinde ve bu duyguları çocuğun yaşına uygun sözlerle anlatmalarında fayda vardır. Zaten çocuğu bu konuda aldatamazsınız, çünkü her şeyi anında sezer. Ancak, aile içerisinde ciddi bir sorun bulunduğunu sezdiği halde büyüklerin kendisine hiçbir şey söylememesi çocukta bir korku yaratır. Anne ve babalar da aynı çocukları gibi hiç yerinde olmayan bir sinir krizine kapılabilirler. Böyle bir olaydan sonra, onu korkuttuğunuz için çocuğunuzdan özür dilemeniz uygundur. Çünkü büyükler de elbette hata yapabilir ve bunu çocuklara sezdirmek asla zayıflık işareti değildir!

Eğitim demek …

yeterince vakit ayırmak demektir.

Oyun oynamak, sohbet etmek, kitap okumak, dünyayı keşfetmek çocuklarla ailece yapılan aktivitelerde gelecekleri için birçok yeni şey öğrenirler. Üstelik sık sık birlikte zaman geçiren aile bireyleri aralarındaki bağları doğrudan doğruya pekiştirmiş olurlar. Çocukların ve gençlerin çoğu, anne ve babalarının kendilerine daha çok vakit ayırmalarını hayal etmektedirler. Bu da imkansız olan bir şey değildir:

  • Çocuklara zaman ayırmak demek, masrafı büyük olan aktivitelere girişmek demek değildir. Çocuklar özellikle hep birlikte havuza veya hayvanat bahçesine gitmekten ya da ailece bisiklet turu yapmaktan çok hoşlanırlar. Ortak hobiler sayesinde aile bireyleri boş vakitlerini beraber geçirebilirler.
  • Büyükler çocuklara bilhassa günlük yaşamda yeterince vakit ayırmalı ve dikkatlerini vermelidirler. Burada zevk verici bir aktivitenin faydalı yönlerinden yararlanılabilir. Örneğin bazı aileler, zamanı boşa geçirmeye yarayan televizyon veya Playstation gibi cihazları bir süreliğine kapatır ve bu şekilde kazanılmış olan saatleri birçok ilginç fikirle değerlendirirler.
  • Ancak ailelerine meslek icabı pek fazla vakit ayıramayan anne ve babalar bundan dolayı vicdan azabı duymak zorunda değildirler, çünkü önemli olan bu anne ve babaların vakitleri olduğunda ­ ne kadar kısa olursa olsun ­ bu zamanı ailece hep birlikte güzelce değerlendirmeleridir. Hiç vakit olmadığında da çocuğun büyükbabası ve büyükannesi, teyzesi veya yengesinden ya da anne ve babasının arkadaşlarından yardım istenilebilir.
  • Anne ve babalar özellikle çocuğun gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğu veya ev ödevlerinin hakikaten çok zor olduğu ya da bisikletin bozulduğu durumlarda yardımlarını asla esirgememelidirler. Küçük çocukları yatağa yatırdıktan sonra hikaye veya masal okumak elbette zaman isteyen bir şeydir, fakat bunun çocuğunuz için son derece önemli olduğunu asla unutmamalısınız.

Eğitim demek …

cesaretlendirmek demektir.

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.42.29Her çocuğun kazandığı yeni deneyimler ve adım adım üstlendiği yükümlülükler karşısında büyük bir cesaret ve özgüvene ihtiyacı vardır. Böylece sorumluluk sahibi olmayı, hedeflerine ulaşmayı ve güvenini başkaları tarafından sarstırmamayı öğrenir. Ancak kız ve erkek çocuklarda cesaret ve özgüven duygusunun oluşabilmesi için bir yandan başarmış oldukları şeylerden bizzat memnun olmaları, diğer yandan da başarılarının başkaları tarafından takdir edilmesi gerekir. Peki anne ve babalar çocuklarını bu yönde nasıl cesaretlendirebilirler?

  • Her çocuk yalnızca başarıları için değil, kendi kişiliği için sevilmeyi ister. Ancak, çok çabuk cesaret kazanabildiği gibi her an cesaretsizliğe kapılması da mümkündür. Bu nedenle büyüklerin çocuklara bu konuda dikkatlice davranmaları kaçınılmazdır.
  • Çünkü cesaretli olmak isteyenin başarı deneyimlerine sahip olması şarttır. Yeni bir şey denemeye kalkışan ve hataların ayıp olmadığını öğrenmiş olan bir çocuk, küçük bir yaradan veya ufak tefek kazalardan dolayı tabii ki hemen cesaretsizliğe kapılmayacaktır. Ufak tefek görevler üstlenen ve sorumluluk sahibi olmayı öğrenen çocuklar bu şekilde cesaret kazanırlar.
  • Her çocuk takdir edilmeye ihtiyaç duyar. Bir çocuğu sadece neticede başarılı olduğu zaman takdir etmek yanlıştır; çoğu zaman çocuğu gayretleri için bile takdir etmekte büyük fayda vardır. Ancak takdirin fazlası da iyi değildir, çünkü çocuğu sürekli olarak övgülere alıştırdığınız zaman daha sonra büyük bir başarıya eriştiğinde size karşı yanlış beklentileri olabilir.
  • Ayrıca, çocuğun gereksiz yere cesaretsizliğe kapılmaması için onu arada sırada ufak bir yardımla teşvik etmeniz tavsiye olunur. Örneğin küçük çocuğunuza giyim eşyası satın alırken, çocuğunuzun tek başına giyebileceği parçaları tercih edebilir ve böylece çocuğunuzun ufak bir başarı yaşamasını sağlamış olursunuz.
  • Ancak şu unutulmamalıdır ki: Kendi çocuklarına hataların ayıp olmadığını öğreten bir anne ve babanın bazen hata yapması da doğaldır.

Güçlü olmak isteyen ailelere tavsiyemiz;

Bildschirmfoto 2017-10-22 um 11.42.08Çocuğunu hatasız bir şekilde eğitmesi hiçbir anne ve babadan beklenemez. Hatta şöyle ki, mükemmel ve hatasız olan bir anne veya babanın sonuçta çocuğuna pek bir faydası olamaz. Bu nedenle size mükemmel ve hatasız olmaktansa, tam aksine sağlıklı bir aile yaşamı sürdüren “hatalı” bir aile olmaya cesaret göstermenizi tavsiye ediyoruz. Tabii ki her anne ve baba çocuk eğitiminde bazen çaresizliğe kapılacağı bir noktaya varır. Böyle bir durumda sizi dinleyen, size cesaret veren ve biraz nefes alıp rahatlayabilmeniz için yükünüzü hafifleten birisine ihtiyacınız olacaktır.

 

Bu makale güney Almanya’ da faaliyet gösteren “Egitimle daha güçlü olalım” bir Alman sivil inisiyatif girişimi önerileri örnek alınarak düzenlenmiştir.

İskender Yıldırım

 

 

 

 

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s